İmar Barışı kapsamında alınan yapı kayıt belgesi, birçok yapı sahibi tarafından “artık bina tamamen yasal hâle geldi” şeklinde anlaşılmaktadır. Oysa yapı kayıt belgesi, her durumda yapı ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesiyle aynı sonucu doğurmaz. Daha önemlisi, her yıkım kararını durduran mutlak bir koruma kalkanı değildir.
Bu yanlış algı özellikle iki durumda ciddi hak kaybı yaratır. Birincisi, yapı kayıt belgeli binanın sonradan 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmesidir. İkincisi, yapı kayıt belgesinin kapsamadığı yeni veya eksik beyan edilmiş kısımlar için kaçak yapı işlemi yapılmasıdır.
Bu nedenle yapı kayıt belgesi bulunan bir taşınmaz hakkında yıkım kararı verildiğinde ilk soru şu olmalıdır: Yıkım kararının dayanağı hangi kanun ve hangi hukuki sebep? Eğer karar yalnızca 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamındaki eski ruhsatsızlık veya ruhsat-eklerine aykırılık nedeniyle verilmişse yapı kayıt belgesi güçlü bir savunma sağlayabilir. Fakat karar riskli yapı, can ve mal güvenliği, kentsel dönüşüm, özel kanun alanı veya yapı kayıt belgesinin kapsamı dışında kalan yeni kaçak imalat nedeniyle verilmişse sonuç değişebilir.
1. Yapı kayıt belgesi ne sağlar, ne sağlamaz?
3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi, yapı kayıt belgesini “yapının kullanım amacına yönelik” bir belge olarak düzenlemiştir. Bu belge, belirli koşullar altında yapı kayıt belgeli yapıya geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilmesine; bazı hallerde cins değişikliği ve kat mülkiyeti işlemlerine; ayrıca 3194 sayılı Kanun kapsamında alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptaline imkân sağlayabilir.
Ancak bu belge, yapının teknik anlamda güvenli olduğunu veya ruhsat ve eklerine tamamen uygun hâle geldiğini göstermez. Bakanlık görüşlerinde de yapı kayıt belgesinin yapı ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesine eşdeğer bir belge olmadığı vurgulanmaktadır.
Bu ayrım önemlidir. Yapı kayıt belgesi, geçmişteki belirli imar aykırılıklarına geçici ve sınırlı bir idari statü kazandırır. Fakat binanın statik güvenliğini, deprem performansını, taşıyıcı sistem uygunluğunu, yangın güvenliğini veya kentsel dönüşüm karşısındaki durumunu kendiliğinden çözmez.
Bu nedenle “Yapı kayıt belgem var, bina yıkılamaz” cümlesi her dosyada doğru değildir. Daha doğru ifade şudur: Yapı kayıt belgesi, yalnızca kanunun tanıdığı sınırlar içinde ve belgenin kapsadığı aykırılıklar bakımından sonuç doğurur.
2. Hangi yıkım kararlarını etkiler?
Yapı kayıt belgesi, kural olarak 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca alınmış yıkım kararları ve tahsil edilemeyen idari para cezaları bakımından etkili olabilir. Ayrıca 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu kapsamında bazı karar ve cezalar bakımından da geçici 16. madde çerçevesinde özel sonuçlar doğabilir.
Fakat bu etki sınırsız değildir. Yapı kayıt belgesi başka bir kanuna dayanılarak verilen yıkım kararını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Örneğin riskli yapı tespiti, can ve mal güvenliği bakımından tehlike, özel koruma alanları, kıyı, orman, kültür varlığı veya özel kanunlarla korunan alanlara ilişkin işlemler ayrıca değerlendirilir.
Bakanlık açıklamalarında, can ve mal güvenliği bakımından tehlike arz eden yapılar için yapı kayıt belgesinin yıkıma engel olmayacağı; yapı kayıt belgeli yapılar hakkında 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti yaptırılabileceği ve yapı riskli çıkarsa bu Kanun kapsamında yıkılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle savunma stratejisi yıkım kararının dayanağına göre kurulmalıdır. İmar Kanunu madde 32 ve 42 kapsamında eski aykırılık nedeniyle verilmiş karar başka, 6306 sayılı Kanun kapsamında kesinleşmiş riskli yapı tespiti başka, İmar Kanunu madde 39 kapsamında tehlike arz eden yapı işlemi başka hukuki rejime tabidir.
3. Riskli yapı tespiti yapı kayıt belgesini aşar mı?
Evet, çoğu durumda aşar. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesinde yapı kayıt belgesinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu düzenlenmiştir. Bu hüküm, kentsel dönüşüm uygulaması başladığında yapı kayıt belgesinin dönüşümü engelleyen kalıcı bir statü yaratmadığını gösterir.
Bakanlık açıklamalarında da 6306 sayılı Kanun’a göre riskli alan, rezerv yapı alanı veya belediye mevzuatı kapsamında kentsel dönüşüm uygulaması yapılan alanlarda kalan yapı kayıt belgeli yapıların, kentsel dönüşüm kapsamında yıktırılmasına yapı kayıt belgesinin engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.
Bu nedenle yapı kayıt belgesi bulunan bir bina sonradan riskli yapı olarak tespit edilirse, maliklerin savunması “belgem var, yıkım yapılamaz” şeklinde kurulmamalıdır. Bunun yerine riskli yapı tespit raporunun teknik ve usul yönünden doğru hazırlanıp hazırlanmadığı incelenmelidir.
Kontrol edilmesi gereken noktalar şunlardır: Raporu hazırlayan kuruluş lisanslı mı? Numune, karot, donatı ve zemin verileri mevzuata uygun mu? Teknik heyet itiraz süresi kaçırıldı mı? Riskli yapı tespitine karşı idari dava açma süresi devam ediyor mu? Yıkım işlemine karşı yürütmeyi durdurma talebi kurulabilir mi?
Yapı kayıt belgesi, riskli yapı raporunun teknik hatalarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak malikin iyi niyeti, idareye güveni, ödeme yaptığı statü ve mülkiyet hakkı boyutu bakımından orantılılık tartışmasına yardımcı olabilir.
4. Kaçak yapı işlemlerinde belge kapsamı nasıl incelenir?
Yapı kayıt belgesi yalnızca başvuruya konu edilen ve kanunun kapsadığı aykırılıklar bakımından sonuç doğurur. Bu nedenle belge alındıktan sonra yapılan yeni kaçak imalatlar, belge kapsamında olmayan bölümler, yanlış beyanla alınan belgeler veya kapsam dışı alanlarda bulunan yapılar ayrıca yıkım ve para cezası riski taşır.
Uygulamada en sık hata, yapı kayıt belgesinin bütün binayı sınırsız biçimde koruduğunun sanılmasıdır. Oysa belgenin başvuru tarihi, beyan edilen yapı sınıfı, metrekare, bağımsız bölüm, kullanım amacı, yapı fotoğrafları, uydu görüntüleri, belediye arşivi, numarataj kayıtları ve fiili yapı durumu birlikte incelenmelidir.
Örneğin 31 Aralık 2017’den sonra yapılan bir çatı katı, ilave bağımsız bölüm, teras kapama, kat ilavesi veya kullanım değişikliği yapı kayıt belgesiyle korunmayabilir. Aynı şekilde belge yalnızca belirli bir aykırılığı kapsıyorsa, sonradan tespit edilen farklı bir aykırılık için idare yeni işlem tesis edebilir.
Bu nedenle yapı kayıt belgeli bir taşınmaza kaçak yapı işlemi yapıldığında, ilk savunma belgenin varlığı değil, belgenin kapsamı olmalıdır. Hangi kısım belgeye dahil? Hangi kısım sonradan yapıldı iddia ediliyor? İdarenin tespit tarihi ve tespit yöntemi ne? Yapının 31 Aralık 2017 öncesinde mevcut olduğu uydu görüntüsü, fotoğraf, abonelik, vergi kaydı veya resmi belgeyle ispatlanabiliyor mu?
5. AYM’nin 2024 kararı neyi değiştirdi?
Anayasa Mahkemesi, 23 Temmuz 2024 tarihli E.2023/74 sayılı norm denetimi kararında, yapı kayıt belgesi verilen yapının depreme dayanıklılığı hususunun malikin sorumluluğunda olduğunu öngören kuralı iptal etmiştir. Mahkeme, yapı kayıt belgesinin yapı sahibinin beyanı üzerine ve idarece teknik denetim yapılmadan düzenlendiğini; ancak bu durumun idarenin yaşam hakkı ve etkili başvuru hakkı bakımından denetim sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmayacağını vurgulamıştır.
Bu karar, yapı kayıt belgeli binaların otomatik olarak güvenli sayıldığı anlamına gelmez. Tam tersine, yapı kayıt belgesinin teknik güvenlik denetimi yerine geçmediğini daha görünür hâle getirir. Devletin, yapı kayıt belgesi verilmiş olsa bile insan yaşamı yönünden tehlike arz eden yapıların denetlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması bakımından pozitif yükümlülükleri devam eder.
Kararın mülkiyet hakkı bakımından dolaylı etkisi şudur: İdare, “yapı kayıt belgesi var, deprem dayanıklılığı tamamen malikin sorumluluğundadır” diyerek bütün sorumluluğu bireye bırakamaz. Ancak malik de bu kararı “belgem var, riskli yapı işlemi yapılamaz” şeklinde yorumlayamaz. AYM’nin çizdiği çerçeve, mülkiyet hakkı ile yaşam hakkı ve kamu güvenliği arasında denge kurulmasını gerektirir.
Bu nedenle 2024 sonrası dosyalarda iki yönlü savunma yapılmalıdır. Malik açısından idarenin işlemleri kanuni, öngörülebilir ve orantılı olmalıdır. İdare açısından ise can ve mal güvenliği riski varsa yapı kayıt belgesi, denetim ve yıkım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
6. Mülkiyet hakkı ihlali ne zaman tartışılır?
Yapı kayıt belgeli bir taşınmazın yıkılması, mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyabilir. Ancak her müdahale ihlal değildir. Anayasa ve AİHM yaklaşımında müdahalenin kanuni dayanağının bulunması, meşru kamu yararı amacı taşıması ve ölçülü olması gerekir.
Riskli yapı veya can güvenliği gerekçesiyle yapılan yıkımlarda kamu yararı güçlüdür. Deprem riski, çevre güvenliği, üçüncü kişilerin yaşamı ve şehircilik düzeni, mülkiyet hakkına getirilen sınırlamayı haklı gösterebilir. Fakat bu süreçte idarenin usul güvencelerine uyması gerekir.
Özellikle şu durumlarda mülkiyet hakkı tartışması güçlenir: Yapı kayıt belgesi kapsamındaki yapı hakkında açık kanuni dayanak olmadan yıkım kararı verilmesi, riskli yapı raporunun ciddi teknik eksiklikler içermesi, malike etkili itiraz ve dava imkânı tanınmaması, yıkımın yürütmeyi durdurma talebi değerlendirilmeden uygulanması, aynı durumda olan yapılar arasında keyfi ayrım yapılması veya idarenin uzun süre izin verdiği fiili durumu ani ve ölçüsüz şekilde ortadan kaldırması.
AİHM içtihadında da ruhsatsız veya imara aykırı yapıların yıkımı bakımından devletlere geniş takdir alanı tanınır; özellikle çevre, şehircilik ve kamu güvenliği gerekçeleri önemlidir. Ancak idarenin kişide meşru beklenti yaratması, uzun süre hareketsiz kalması, mülkiyet kullanımını fiilen kabul etmesi veya herhangi bir dengeleyici mekanizma sunmaması halinde orantılılık tartışması doğabilir.
Bu nedenle AİHM/AYM boyutu, “yıkım yapılamaz” iddiasından ibaret değildir. Daha doğru çerçeve, idarenin müdahalesinin kanuni, ölçülü, öngörülebilir ve etkili başvuru yollarına açık olup olmadığının incelenmesidir.
7. İdari dava ve yürütmeyi durdurma nasıl kurgulanmalı?
Yapı kayıt belgeli bir taşınmaz hakkında yıkım kararı verildiğinde, dava stratejisi yıkım kararının hukuki dayanağına göre belirlenmelidir. 3194 sayılı Kanun kaynaklı bir yıkım işleminde yapı kayıt belgesi doğrudan ileri sürülebilir. 6306 sayılı Kanun kaynaklı riskli yapı işleminde ise riskli yapı tespiti, teknik rapor, tebligat, itiraz süresi ve yıkım işlemi birlikte dava konusu edilmelidir.
Yürütmeyi durdurma talebi ayrıca kurulmalıdır. Dava açılması tek başına yıkımı durdurmaz. İdari yargıda yürütmeyi durdurma için işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte aranır.
Yapı kayıt belgesi bu talepte tek başına yeterli olmayabilir; fakat açık hukuka aykırılığı destekleyen önemli bir belge olabilir. Örneğin yıkım kararının 3194 sayılı Kanun kapsamındaki eski imar aykırılığına dayanmasına rağmen yapı kayıt belgesinin dikkate alınmaması, belgenin kapsamına giren yapının kapsam dışı gibi gösterilmesi, riskli yapı süreci işletilmeden doğrudan yıkım yapılması veya idarenin belgeyi iptal etmeden yok sayması açık hukuka aykırılık tartışması yaratabilir.
Riskli yapı dosyasında ise yürütmeyi durdurma talebi teknik rapora dayanmalıdır. “Yapı kayıt belgem var” savunması yerine, rapordaki numune hatası, lisanslı kuruluş sorunu, yanlış yapı modeli, eksik tebligat, teknik heyet incelemesi yapılmaması veya yıkım kararının kesinleşme koşullarının oluşmaması gösterilmelidir.
8. Pratik kontrol listesi
- Yıkım kararının dayanağı 3194 sayılı İmar Kanunu mu, 6306 sayılı Kanun mu, İmar Kanunu madde 39 mu, yoksa özel bir kanun mu?
- Yapı kayıt belgesi hangi tarihli başvuruya, hangi yapı sınıfına, hangi metrekareye ve hangi kullanım amacına göre alındı?
- Yıkıma konu edilen bölüm yapı kayıt belgesinin kapsamına giriyor mu?
- İdare, yapı kayıt belgesini iptal etti mi, yoksa belge yürürlükteyken yıkım işlemi mi tesis etti?
- Aykırılığın 31 Aralık 2017’den önce mevcut olduğu uydu görüntüsü, fotoğraf, abonelik, vergi veya resmi kayıtla ispatlanabiliyor mu?
- Belge alındıktan sonra yapılan yeni kat, çatı, teras kapama veya kullanım değişikliği var mı?
- Yapı riskli yapı olarak tespit edildiyse teknik heyete 15 günlük itiraz süresi kaçırıldı mı?
- Riskli yapı tespitine veya yıkım kararına karşı 30 günlük idari dava süresi ayrıca hesaplandı mı?
- Dava açıldıysa yürütmeyi durdurma talebinde telafisi güç zarar ve açık hukuka aykırılık ayrı ayrı gerekçelendirildi mi?
- Mülkiyet hakkı iddiası yalnızca ekonomik kayıp üzerinden değil; kanunilik, meşru beklenti, ölçülülük ve etkili başvuru hakkı üzerinden kuruldu mu?
- AYM’nin 2024 tarihli iptal kararı, idarenin denetim sorumluluğu ve yaşam hakkı bağlamında dosyaya doğru şekilde bağlandı mı?
- Yıkım gerçekleşmişse tam yargı davası, tazminat ve bireysel başvuru yolları için süreler ayrıca değerlendirildi mi?
9. Sıkça Sorulan Sorular
Yapı kayıt belgesi olan bina yıkılabilir mi?
Evet, bazı durumlarda yıkılabilir. Yapı kayıt belgesi, 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamındaki belirli eski imar aykırılıklarına karşı koruma sağlayabilir; ancak riskli yapı tespiti, can ve mal güvenliği, kentsel dönüşüm uygulaması, özel kanun alanları veya belge kapsamı dışındaki yeni kaçak imalatlar bakımından mutlak koruma sağlamaz.
Riskli yapı tespiti yapı kayıt belgesini geçersiz kılar mı?
Riskli yapı tespiti, yapı kayıt belgesini her durumda idari olarak iptal eder denemez; fakat yapı kayıt belgesi riskli yapı sürecini ve 6306 sayılı Kanun kapsamında yıkımı engellemez. Belge, yapının kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olan sınırlı bir statü sağlar.
Yapı kayıt belgesi yapı ruhsatı veya iskan yerine geçer mi?
Hayır. Yapı kayıt belgesi yapının kullanım amacına yönelik özel bir belgedir. Bazı işlemlerde kolaylık sağlayabilir; ancak yapının ruhsat ve eklerine uygun yapıldığını gösteren yapı ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesiyle aynı hukuki ve teknik sonucu doğurmaz.
Belge alındıktan sonra yapılan ek imalat korunur mu?
Genellikle hayır. Yapı kayıt belgesi, kanunun kapsadığı tarih ve beyan kapsamındaki aykırılıklar için sonuç doğurur. Belge tarihinden sonra yapılan yeni kaçak kat, teras kapama, çatı ilavesi veya kullanım değişikliği ayrıca yıkım ve para cezası konusu olabilir.
AYM’nin 2024 kararı maliklere ne sağlar?
AYM’nin 2024 tarihli kararı, yapı kayıt belgeli yapıların depreme dayanıklılığı konusunda sorumluluğun tamamen malike bırakılmasını Anayasa’ya aykırı bulmuştur. Bu karar, idarenin denetim ve etkili başvuru yükümlülüğünü vurgular; ancak yapı kayıt belgeli binanın riskli yapı olarak yıkılamayacağı anlamına gelmez.
Yıkım kararına karşı dava açmak yıkımı durdurur mu?
Hayır. Dava açılması tek başına işlemin yürütülmesini durdurmaz. Yıkımın durması için mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alınması gerekir. Bu talepte telafisi güç zarar ve açık hukuka aykırılık somut belgelerle gösterilmelidir.
10. İletişim ve hukuki bilgilendirme
Yapı kayıt belgesi, imar barışı kapsamında önemli bir idari statü sağlasa da her yıkım kararını ortadan kaldıran mutlak bir hak değildir. Riskli yapı tespiti, can ve mal güvenliği, kentsel dönüşüm, belge kapsamı dışındaki kaçak imalatlar ve özel kanun alanları bakımından yapı kayıt belgesinin etkisi sınırlı olabilir. Bu nedenle yıkım kararına karşı savunma, belgenin varlığı kadar yıkım kararının dayanağı, belgenin kapsamı, teknik rapor ve idari dava süreleri üzerinden kurulmalıdır.
Somut olayın yapı kayıt belgesi, başvuru beyanı, yapı fotoğrafları, belediye arşivi, tapu kaydı, riskli yapı raporu, yıkım kararının dayanağı, tebligat/ilan tarihleri, yürütmeyi durdurma şartları ve güncel AYM/Danıştay uygulaması çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukukî mütalaa veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Her somut olay, kendi belge ve koşulları ile güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
- 3194 Sayılı İmar Kanunu, Geçici Madde 16
- 3194 Sayılı İmar Kanunu
- 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun
- 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İmar Barışı Sık Sorulan Sorular
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Riskli Yapılar Sık Sorulan Sorular
- Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Riskli Yapı Süreci
- İdari Yargılama Usulü Kanunu, Kanun No. 2577
- Anayasa Mahkemesi, E.2023/74, 23.07.2024 tarihli norm denetimi basın duyurusu
- Anayasa Mahkemesi, B. No: 2018/1275, 30.10.2018 tarihli bireysel başvuru kararı
- Anayasa Mahkemesi, B. No: 2017/15269 bireysel başvuru kararı
- AİHM, Hamer/Belçika, Başvuru No: 21861/03, Türkçe karar özeti
- AİHM, M. Özel ve Diğerleri/Türkiye, HUDOC kaydı
- Yargıtay Karar Arama
- UYAP Emsal Karar Arama