Kentsel dönüşümde tahliye, klasik kira hukukundaki tahliye davalarından farklı işler. Riskli yapı tespiti kesinleştiğinde süreç yalnızca kiraya veren ile kiracı arasındaki özel hukuk ilişkisi olmaktan çıkar; idari tebligat, tahliye, yıkım, elektrik-su-doğalgaz hizmetlerinin kesilmesi, kira yardımı ve idari dava süreleri aynı anda gündeme gelir.
Bu nedenle “kiracı çıkmazsa tahliye davası açılır” cümlesi her dosyada yeterli değildir. Riskli yapı söz konusuysa, tahliyenin dayanağı bazen Türk Borçlar Kanunu’ndaki yeniden inşa ve imar sebebiyle tahliye hükümleri, bazen tahliye taahhüdü, bazen de doğrudan 6306 sayılı Kanun kapsamındaki idari tahliye ve yıkım süreci olabilir.
Kiracı açısından ise mesele yalnızca taşınmak değildir. Bildirim tarihi, tahliye süresi, kira yardımı veya taşınma desteği, depozito, son kira ödemesi, tahliye tutanağı ve varsa tahliye taahhüdünün geçerliliği dikkatle kontrol edilmelidir.
1. Riskli yapı kararı tahliyeyi nasıl etkiler?
6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti kesinleştiğinde, yapı artık hukuken yıkım ve tahliye sürecine girer. Kanuna göre riskli yapıların yıktırılması için maliklere doksan günden fazla olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı malik tarafından yıktırılmazsa, yapının idari makamlarca tahliye ettirilip yıktırılacağı bildirilir.
Uygulama Yönetmeliği, tahliye ve yıktırmaya ilişkin bildirimin yapıya tutanak asılması, maliklere e-Devlet üzerinden bildirim yapılması, ilgili muhtarlıkta 15 gün süreyle ilan edilmesi ve Başkanlığın internet sayfasında ilan edilmesi yoluyla yapılacağını düzenler. Tahliye ve yıkım işlemi, muhtarlıkta yapılan ilanın son günü ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ edilmiş sayılır.
Bu düzenleme, kiracılar için önemlidir. Çünkü kiracının klasik anlamda ayrıca noter ihtarı beklemesi her zaman güvenli değildir. Riskli yapı sürecinde kiracı, e-Devlet bildirimi, bina üzerine asılan tutanak, muhtarlık ilanı, belediye veya idare yazıları ve malik tarafından yapılan bildirimleri birlikte takip etmelidir.
Tahliye engellenirse süreç daha da sertleşebilir. Yönetmelik, bağımsız bölüme girilmesine izin verilmemesi, kapıların açılmaması, tehdit veya cebir kullanılması gibi hallerde kolluk kuvveti desteğiyle tahliye ve tespit işlemlerinin yapılabileceğini düzenler. Bu nedenle riskli yapı sürecinde kiracının direnç stratejisi, teknik ve hukuki itiraz yolları tüketilmeden fiilî engelleme üzerine kurulmamalıdır.
2. Kiracı riskli yapı tespitine itiraz edebilir mi?
Riskli yapı tespitine itiraz hakkı, kural olarak yapı maliklerine veya kanunî temsilcilerine tanınmıştır. Kiracı, binada oturuyor olsa bile malik sıfatına sahip değilse riskli yapı tespitine malik gibi teknik itiraz yolunu kullanamayabilir.
Bu durum kiracının tamamen korumasız olduğu anlamına gelmez. Kiracı, kendisine yönelen tahliye işleminin usulüne, tahliye tarihine, kira yardımı başvurusuna, kira sözleşmesinin sona erme sonuçlarına, depozito ve alacaklarına ilişkin haklarını ileri sürebilir. Ancak binanın riskli olup olmadığına ilişkin teknik itiraz yolu öncelikle maliklerin alanındadır.
Bu nedenle riskli yapı raporunun hatalı olduğunu düşünen kiracı, pratikte malikle birlikte hareket etmeli, raporun malik tarafından teknik heyete taşınıp taşınmadığını öğrenmeli ve gerekiyorsa maliklerin idari dava açma sürecini takip etmelidir. Kiracının kendi adına açacağı davalarda ehliyet ve menfaat koşulları ayrıca değerlendirileceği için, yanlış dava türü veya yanlış taraf sıfatı hak kaybına neden olabilir.
3. Ev sahibi sulh hukukta tahliye davası açmak zorunda mı?
Riskli yapı sürecinde her olayda sulh hukuk mahkemesinde ayrıca tahliye davası açılması gerekmez. 6306 sayılı Kanun, riskli yapıların tahliyesi ve yıktırılması için özel bir idari mekanizma kurar. Bu mekanizma kesinleşmiş riskli yapı tespiti, tahliye/yıkım bildirimi ve idari uygulama adımlarıyla ilerler.
Buna karşılık, kiraya veren bazı durumlarda Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanarak da tahliye davası açabilir. TBK madde 350’ye göre kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ise ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsızsa, kiraya veren belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda; belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemine ve bildirim sürelerine uyularak belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde dava açabilir.
Buradaki ayrım kritiktir. TBK 350’ye dayalı tahliye davası, özel hukuk ilişkisinden doğar ve sulh hukuk mahkemesinde görülür. 6306 kapsamındaki tahliye ve yıkım süreci ise idari işlem niteliği taşıyabilir ve buna karşı açılacak davalarda idari yargı süreleri gündeme gelir.
Bu nedenle dava stratejisi baştan belirlenmelidir: Tahliye talebi kira sözleşmesine mi dayanıyor, riskli yapı idari sürecine mi dayanıyor, yoksa tahliye taahhüdüne mi dayanıyor? Yanlış hukuki dayanakla açılan dava, süreci uzatabilir veya usulden reddedilebilir.
4. Kira yardımı kiracının hakkı mı, tazminat mı?
6306 sayılı Kanun, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabileceğini düzenler. Uygulama Yönetmeliği’ne göre riskli yapı maliklerine riskli alan dışındaki riskli yapılarda 18 ay kira yardımı yapılabilir; riskli ve rezerv yapı alanlarında süre 48 ayı geçmemek üzere ilgili kurumca belirlenir.
Kiracılar bakımından sistem farklıdır. Yönetmelikte, kiracı olarak ikamet edenlere ve işyeri işletenlere, belirlenen aylık kira bedelinin iki katı kadar defaten kira yardımı yapılabileceği düzenlenmiştir. Bu ödeme uygulamada çoğu zaman taşınma desteği niteliği taşır; kiraya verenden istenen bir tazminatla karıştırılmamalıdır.
Kira yardımı başvurusu için tahliye veya yıkım tarihinden itibaren bir yıllık başvuru süresi öngörülmüştür. Başvuru, riskli yapılarda ilgili Müdürlüğe veya yetki devri varsa idareye yapılır. Kira Yardımı Kılavuzu’nda da kiracıların riskli yapıda ikamet ettiğini, yapıyı tahliye ettiğini, eski ve yeni adres bilgilerini ve gerekli başvuru evrakını sunması gerektiği belirtilir.
Kiracı açısından önemli nokta şudur: Kira yardımı, kira sözleşmesinden doğan depozito, fazla kira, aidat, abonelik bedeli veya zarar taleplerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Bunlar ayrı hukuki başlıklardır. Ancak kira yardımı alınması, aynı kişiye faiz desteği gibi başka desteklerin sağlanıp sağlanamayacağı bakımından sınırlama doğurabilir.
5. Tahliye taahhütnamesi bu süreçte neden tartışmalı?
Kentsel dönüşüm dosyalarında bazı maliklerin veya yüklenicilerin, kiracılardan baştan “kentsel dönüşüm olursa çıkarım” içerikli tahliye taahhütnamesi aldığı görülür. Bu belgelerin geçerliliği dikkatle incelenmelidir.
Türk Borçlar Kanunu madde 352’ye göre tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için kiracının, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmiş olması gerekir. Kiracı buna rağmen boşaltmazsa kiraya veren, taahhüt edilen tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak kira sözleşmesini sona erdirebilir.
Bu nedenle kira sözleşmesiyle aynı anda alınan, kiralanan teslim edilmeden imzalatılan, tarihi boş bırakılan, belirli bir tahliye tarihi içermeyen veya yalnızca “kentsel dönüşüm olursa çıkarım” gibi genel ifadeler taşıyan belgeler ciddi geçerlilik tartışması doğurur. Yargıtay uygulamasında da tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden sonra verilmesi ve kiracının serbest iradesini yansıtması temel koşul olarak değerlendirilir.
Ancak şu ayrım korunmalıdır: Riskli yapı tahliyesi, geçerli bir tahliye taahhüdüne muhtaç değildir. 6306 sayılı Kanun kapsamında kesinleşmiş riskli yapı kararı varsa, tahliye ve yıkım idari süreç üzerinden ilerleyebilir. Tahliye taahhüdü ise kiraya verenin ayrıca TBK 352’ye dayanarak kira ilişkisini sona erdirmek istediği hallerde önem kazanır.
Bu nedenle kentsel dönüşüm bahanesiyle alınmış her tahliye taahhüdü otomatik olarak geçerli değildir; fakat her tahliye taahhüdü de sırf kentsel dönüşüm bağlamında verildi diye geçersiz sayılmaz. Belgenin tarihi, imza zamanı, teslimden sonra verilip verilmediği, tahliye tarihinin belirli olup olmadığı, tüm kiracılarca imzalanıp imzalanmadığı ve irade sakatlığı iddiası ayrı ayrı incelenmelidir.
6. Kiracı ve malik alacakları nasıl korunmalı?
Tahliye süreci yalnızca konutun boşaltılmasıyla bitmez. Kiracının depozitosu, fazla ödenen kira bedeli, abonelik kapama işlemleri, taşınma tarihi, aidat borcu, tahliye tutanağı ve kira yardımı başvurusu düzenli belgelenmelidir.
Malik açısından ise en önemli konu, kiracıya yapılan bildirimlerin ispatıdır. Riskli yapı kesinleşmiş olsa bile kiracıyla iletişim kayıt altına alınmalı; tahliye tarihi, anahtar teslimi, taşınmazın boşaltılmış hali ve varsa hasar/borç durumu tutanakla belirlenmelidir.
Tahliye tutanağında şu unsurlar yer almalıdır: taşınmaz adresi, tahliye tarihi, anahtar teslimi, sayaç durumları, aboneliklerin kapatılması, depozito konusunda tarafların beyanı, kira borcu olup olmadığı, demirbaşların durumu ve tarafların imzası. Bu tutanak, ileride hem kiracı hem malik bakımından ispat kolaylığı sağlar.
7. Pratik kontrol listesi
- Riskli yapı tespiti kesinleşti mi, yoksa teknik itiraz veya idari dava süreci devam ediyor mu?
- Tahliye/yıkım bildirimi yapıya asıldı mı, muhtarlık ilanı ve Başkanlık internet ilanı kontrol edildi mi?
- Kiracı, tahliye süresinin hangi tarihte başladığını ve bittiğini belgeledi mi?
- Malik, kiracıya ayrıca yazılı bildirim yaptı mı ve bildirimin ulaştığını ispatlayabiliyor mu?
- Tahliye talebi TBK 350’ye mi, TBK 352’deki tahliye taahhüdüne mi, yoksa 6306 sayılı Kanun sürecine mi dayanıyor?
- Tahliye taahhüdü kiralananın tesliminden sonra mı imzalandı?
- Taahhütnamede belirli tahliye tarihi var mı ve tüm kiracılar tarafından imzalandı mı?
- Kira yardımı için tahliye veya yıkım tarihinden itibaren bir yıllık başvuru süresi kaçırılmadan hesaplandı mı?
- Kiracı, riskli yapıda ikamet ettiğini eski ve yeni adres belgeleriyle ispatlayabiliyor mu?
- Depozito, son kira, aidat, abonelik ve anahtar teslimi tahliye tutanağına yazıldı mı?
- İdari işlem dava konusu yapılacaksa 6306 sayılı Kanun’daki 30 günlük dava süresi ayrıca hesaplandı mı?
- Yürütmeyi durdurma gerekiyorsa telafisi güç zarar ve açık hukuka aykırılık somut belgelerle açıklandı mı?
8. Sıkça Sorulan Sorular
Riskli yapıdaki kiracı hemen çıkmak zorunda mı?
Riskli yapı tespiti kesinleşmeden ve tahliye/yıkım süreci usulüne uygun bildirilmeden kiracının durumu netleşmez. Ancak riskli yapı kesinleşmiş ve tahliye süreci başlamışsa, kiracının klasik kira süresinin sonunu bekleyerek taşınmazda kalabileceğini varsayması risklidir.
Kiracı kira yardımı alabilir mi?
Evet, şartları varsa kiracı kira yardımı veya taşınma desteği niteliğindeki defaten ödemeden yararlanabilir. Bunun için riskli yapıda ikamet veya işyeri işletme durumu, tahliye ve başvuru belgeleri ispatlanmalıdır. Başvuru süresi genellikle tahliye veya yıkım tarihinden itibaren bir yıl içinde değerlendirilir.
Ev sahibi ayrıca tahliye davası açmalı mı?
Her dosyada zorunlu değildir. 6306 sayılı Kanun kapsamında idari tahliye ve yıkım süreci işletilebilir. Ancak kiraya veren TBK 350 veya TBK 352’ye dayanıyorsa sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası veya tahliye taahhüdüne bağlı icra/dava yolu gündeme gelebilir.
Kentsel dönüşüm için alınan tahliye taahhütnamesi geçerli midir?
Belgenin geçerliliği TBK 352 koşullarına göre değerlendirilir. Kiralanan teslim edilmeden veya kira sözleşmesiyle aynı anda alınan, belirli tahliye tarihi içermeyen ya da kiracının serbest iradesini tartışmalı hâle getiren taahhütler geçersizlik veya ispat sorunu doğurabilir. Ancak usulüne uygun, teslimden sonra verilmiş ve belirli tarih içeren taahhütler ayrıca değerlendirilebilir.
Kiracı riskli yapı kararına karşı dava açabilir mi?
Riskli yapı tespitine teknik itiraz hakkı öncelikle maliklere ve kanunî temsilcilere tanınmıştır. Kiracının açacağı davalarda menfaat ve ehliyet şartı ayrıca tartışılır. Kiracı daha çok kendisine yönelen tahliye işlemi, kira yardımı, sözleşmeden doğan alacaklar ve usulsüz bildirim başlıklarında hukuki koruma arayabilir.
9. İletişim ve hukuki bilgilendirme
Kentsel dönüşümde tahliye süreci; kira hukuku, idare hukuku ve 6306 sayılı Kanun uygulamasının kesiştiği karmaşık bir alandır. Riskli yapı kararının kesinleşme tarihi, tahliye/yıkım bildirimi, kira sözleşmesi, tahliye taahhüdü, kira yardımı başvurusu ve tahliye tutanağı birlikte incelenmeden hareket edilmesi hem kiracı hem malik açısından hak kaybı yaratabilir.
Somut olayın riskli yapı raporu, ilan ve tebligat tarihleri, kira sözleşmesi, tahliye taahhütnamesi, tahliye tutanağı, kira yardımı başvuru evrakı, depozito-alacak ilişkisi ve güncel yargı uygulaması çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukukî mütalaa veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Her somut olay, kendi belge ve koşulları ile güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
- 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun
- 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği
- Kira Yardımı Kılavuzu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
- 6306 Sayılı Kanun Kapsamında Riskli Yapı Kira Yardımı Başvurusu, e-Devlet
- Türk Borçlar Kanunu, Kanun No. 6098
- İdari Yargılama Usulü Kanunu, Kanun No. 2577
- Yargıtay Karar Arama
- UYAP Emsal Karar Arama
- Danıştay 4. Daire, E. 2023/13731, K. 2023/6683 karar metni