İnşaat ve gayrimenkul sözleşmelerinde sık görülen standart hükümlerden biri şudur: “İşbu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.” İlk bakışta pratik görünür. Tarafların merkezi İstanbul’dadır, hukuk müşavirliği İstanbul’dadır, vekiller İstanbul’dadır. Fakat inşaat Ankara’da, taşınmaz İzmir’de, şantiye Bursa’da veya tapu işlemi Antalya’daysa bu cümle her zaman beklenen sonucu doğurmaz.
Yetkili mahkeme klozu, her uyuşmazlığı seçilen şehirde görülebilir hâle getiren sihirli bir hüküm değildir. Özellikle taşınmazın aynına ilişkin davalarda, kanunun öngördüğü kesin yetki kuralları taraf iradesinin önüne geçer. Tahkim şartı varsa ayrıca uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığı incelenir. Taraflardan biri tacir değilse, HMK madde 17 kapsamında yetki sözleşmesinin geçerliliği baştan tartışmalı hâle gelebilir.
Bu nedenle doğru soru “İstanbul yazsak yeter mi?” değildir. Doğru soru şudur: Bu sözleşmeden doğabilecek hangi uyuşmazlıklar devlet mahkemesine, hangileri tahkime, hangileri taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine gidecek?
1. Yetki sözleşmesi ne zaman geçerlidir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 17’ye göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça dava yalnızca sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılır.
Bu hüküm, yetki sözleşmesini herkes için serbest bırakmaz. Tacir olmayan gerçek kişi arsa sahibi, tüketici, bireysel konut alıcısı veya profesyonel olmayan malik ile yapılan sözleşmelerde “İstanbul Mahkemeleri yetkilidir” hükmü her zaman geçerli olmayabilir. Kanun, bu noktada güçlü tarafın zayıf tarafa uzak veya elverişsiz mahkeme dayatmasını sınırlamayı amaçlar.
Yetki sözleşmesinin geçerli olması için yalnızca tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması da yetmez. HMK madde 18’e göre uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konulardan doğması gerekir. Ayrıca yetkili kılınan mahkeme veya mahkemeler belirli olmalıdır. “Dilediğimiz yerde dava açılır” veya “şirket merkezinin uygun göreceği mahkeme yetkilidir” gibi belirsiz hükümler uygulamada sorun çıkarabilir.
Bu nedenle sözleşme hazırlarken taraf sıfatı kontrol edilmeden kopyalanan yetki klozları, dava açıldığında ilk usul itirazının konusu hâline gelir.
2. Kesin yetki varsa taraf iradesi neden yetmez?
Yetki kuralları ikiye ayrılır: kesin yetki ve kesin olmayan yetki. Kesin olmayan yetki, davalının süresinde ve usulüne uygun itiraz etmemesi hâlinde aşılabilir. Ancak kesin yetki kamu düzenine yakındır; mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve tarafların sözleşmesiyle bertaraf edilemez.
HMK madde 12’ye göre, taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine ya da alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Bu hüküm inşaat sözleşmelerinde çok önemlidir. Örneğin Ankara’daki bir taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davası, ayni hak sahipliğinde değişiklik doğuracağı için sözleşmede İstanbul mahkemeleri yazsa bile Ankara’daki taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi gündeme gelebilir. Aynı şekilde irtifak hakkı, mülkiyet devri, elatmanın önlenmesi veya taşınmaz zilyetliğiyle doğrudan ilgili taleplerde seçilmiş mahkeme klozu sınırlı kalır.
Buna karşılık her inşaat uyuşmazlığı taşınmazın aynına ilişkin değildir. Eksik ve ayıplı iş bedeli, gecikme tazminatı, hakediş alacağı, cezai şart, sözleşmeden doğan para alacağı veya teminat iadesi gibi talepler, somut olayda kişisel hak veya alacak davası niteliğinde olabilir. Bu davalarda kesin yetki bulunmadığı sürece geçerli bir yetki sözleşmesi etkili olabilir.
Bu ayrım yapılmadan “İstanbul mahkemeleri yetkilidir” yazmak, bazı taleplerde işe yararken bazı taleplerde tamamen etkisiz kalabilir.
3. Ankara’daki inşaat için İstanbul mahkemesi yazılabilir mi?
Cevap, dava türüne bağlıdır.
Tarafların ikisi de tacirse ve uyuşmazlık yalnızca para alacağına, hakedişe, cezai şarta, gecikme tazminatına veya sözleşmeden doğan ticari bir borca ilişkinse, İstanbul mahkemelerini yetkili kılan hüküm geçerli olabilir. Bu durumda davalı süresinde yetki itirazında bulunursa veya kloz münhasır yetki doğuruyorsa dava seçilen mahkemede görülür.
Fakat dava Ankara’daki taşınmazın mülkiyetine, tapu iptal ve tescile, ayni hak değişikliğine veya taşınmaz zilyetliğine ilişkinse, İstanbul mahkemesi klozu kesin yetkiyi aşamaz. Böyle bir durumda dava taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bu ayrımı daha karmaşık hâle getirir. Aynı sözleşmeden hem tapu iptal-tescil hem gecikme tazminatı hem eksik iş bedeli hem sözleşmenin feshi talebi doğabilir. Tapu talebi bakımından taşınmazın bulunduğu yer kesin yetkili olabilirken, para alacakları bakımından yetki sözleşmesi veya genel yetki kuralları tartışılabilir.
Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanırken taleplerin birlikte mi, ayrı mı açılacağı; zorunlu dava arkadaşlığı, bağlantı, görevli mahkeme ve kesin yetki riski birlikte değerlendirilmelidir.
4. Yetki itirazı hangi aşamada yapılmalı?
Kesin olmayan yetki hallerinde yetki itirazı süresinde yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir. HMK madde 19’a göre yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmelidir. Aksi hâlde yetki itirazı dikkate alınmayabilir.
Bu kural, davalı açısından kritik bir süre tuzağıdır. Sözleşmede yetki şartı geçersiz olsa bile davalı cevap dilekçesinde usulüne uygun yetki itirazı yapmazsa, dava yanlış şehirde açılmış olsa bile o mahkeme yetkili hâle gelebilir.
Kesin yetkide ise farklı bir rejim vardır. Taşınmazın aynına ilişkin davada mahkeme yetkisizliği kendiliğinden dikkate alabilir. Taraflar itiraz etmese bile mahkeme dosyanın kesin yetkili mahkemede görülmesi gerektiğini değerlendirebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yetki sözleşmesinin usul hukuku niteliğine ilişkin kararlarında da yetki sözleşmesinin etkisinin dava veya takip tarihinde yürürlükte olan usul kurallarına göre değerlendirileceği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, yetki klozunun yalnızca sözleşme metnindeki bir cümle değil, yargılama anında işleyen bir usul kurumu olduğunu gösterir.
5. Tahkim şartı mahkeme yetkisini tamamen kaldırır mı?
Tahkim şartı, tarafların belirli uyuşmazlıkları devlet mahkemeleri yerine hakemler aracılığıyla çözmeyi kabul ettiği sözleşmesel bir yargılama yoludur. Ancak tahkim de sınırsız değildir.
HMK madde 408’e göre, taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Milletlerarası tahkim bakımından 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda da Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar kapsam dışında bırakılmıştır.
Bu nedenle inşaat sözleşmesindeki tahkim şartı; hakediş, gecikme tazminatı, ayıplı iş bedeli, süre uzatımı, cezai şart, fiyat farkı veya sözleşmeden doğan ticari alacaklar bakımından etkili olabilir. Ancak tapu iptal ve tescil, mülkiyet devri, ipoteğin fekki, irtifak hakkı kurulması veya taşınmaz aynını doğrudan değiştirecek talepler tahkime elverişlilik sorunu yaratır.
Tahkim şartı varsa devlet mahkemesinde dava açıldığında karşı taraf tahkim itirazı ileri sürebilir. Fakat tahkim itirazı da doğru zamanda ve doğru şekilde yapılmalıdır. Ayrıca mahkeme, uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığını ve tahkim şartının geçerli olup olmadığını inceleyebilir.
Bu yüzden “tüm uyuşmazlıklar tahkimde çözülür” cümlesi, inşaat ve gayrimenkul sözleşmelerinde dikkatli kullanılmalıdır. Bazı uyuşmazlıklar tahkime gidebilir; bazıları zorunlu olarak devlet mahkemesinde görülür.
6. “İstanbul Mahkemeleri ve Tahkim” birlikte yazılırsa ne olur?
Sözleşmelerde bazen şu tür hükümler görülür: “Uyuşmazlıklar İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinde, ayrıca tahkim yoluyla çözümlenir.” Bu tür karma hükümler, hangi yolun öncelikli olduğunu açıklamıyorsa ciddi yorum sorunları doğurur.
Tahkim şartı kesin ve açık olmalıdır. Taraflar gerçekten tahkimi mi seçti, yoksa önce müzakere sonra mahkeme mi öngördü? Tahkim kurumsal mı, ad hoc mu? Hakem sayısı kaç olacak? Tahkim yeri neresi? Uygulanacak hukuk ne? Devlet mahkemeleri yalnızca geçici hukuki koruma, hakem atanması, iptal davası veya icra işlemleri için mi yetkili olacak?
Bu sorular cevaplanmadığında tahkim klozu “patolojik” hâle gelebilir. Yani tarafların tahkim iradesi var gibi görünür; fakat hüküm uygulanabilir netlikte değildir. Sonuçta taraflar önce tahkim şartının geçerli olup olmadığını tartışır, asıl uyuşmazlığa geç ulaşır.
Daha sağlıklı yöntem, uyuşmazlık türlerini ayırmaktır. Örneğin ticari alacaklar, hakediş, süre uzatımı ve teknik claim uyuşmazlıkları tahkime bırakılabilir; taşınmazın aynına ilişkin davalar ve tapu işlemleri için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin zorunlu yetkisi saklı tutulabilir. Devlet mahkemelerinin geçici hukuki koruma ve ihtiyati tedbir bakımından rolü ayrıca yazılabilir.
7. Sözleşme hazırlarken nasıl kloz kurulmalı?
İyi bir yetki ve tahkim klozu, tek cümlelik standart metin değil, uyuşmazlık haritasıdır. İnşaat sözleşmesinde muhtemel talepler baştan öngörülmeli ve her talep grubu için uygun yargı yolu belirlenmelidir.
Örneğin taraflar tacirse, para alacakları için İstanbul mahkemeleri veya İstanbul merkezli tahkim tercih edilebilir. Ancak taşınmazın aynına ilişkin talepler için HMK madde 12 saklı tutulmalıdır. Eğer tahkim seçilecekse, hangi kurumun kuralları uygulanacağı, hakem sayısı, tahkim yeri, tahkim dili, uygulanacak hukuk ve acil hakem/ihtiyati tedbir mekanizması açıkça düzenlenmelidir.
Ayrıca taraflardan biri tüketici, bireysel arsa sahibi veya tacir olmayan gerçek kişi ise yetki klozu yeniden değerlendirilmelidir. Her sözleşmeye aynı İstanbul klozunu koymak, özellikle karma projelerde ileride yetki itirazı ve görevsizlik tartışması doğurabilir.
8. Pratik kontrol listesi
- Tarafların ikisi de tacir veya kamu tüzel kişisi mi?
- Sözleşmedeki yetki klozu HMK madde 17 ve 18 koşullarına uygun mu?
- Yetkili kılınan mahkeme belirli mi, yoksa belirsiz ve tek taraflı mı yazılmış?
- Uyuşmazlık taşınmazın aynına, tapu iptal-tescile, irtifaka, ipoteğe veya zilyetliğe ilişkin olabilir mi?
- Taşınmazın bulunduğu yer ile sözleşmede yazan mahkeme farklıysa kesin yetki riski değerlendirildi mi?
- Para alacağı, hakediş, gecikme tazminatı ve eksik iş bedeli talepleri ayrı sınıflandırıldı mı?
- Tahkim şartı varsa uyuşmazlık tahkime elverişli mi?
- Tahkim kurumu, hakem sayısı, tahkim yeri, tahkim dili ve uygulanacak hukuk açıkça yazıldı mı?
- Devlet mahkemelerinin ihtiyati tedbir, delil tespiti, hakem atanması ve iptal davasındaki rolü ayrıca düzenlendi mi?
- “İstanbul Mahkemeleri ve tahkim yetkilidir” gibi çelişkili veya belirsiz ifade var mı?
- Davalı taraf açısından yetki veya tahkim itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği takip ediliyor mu?
- Kesin yetki varsa mahkemenin bunu kendiliğinden dikkate alabileceği hesaba katıldı mı?
9. Sıkça Sorulan Sorular
İnşaat Ankara’da ise sözleşmede İstanbul mahkemeleri yetkili yazılabilir mi?
Bazı uyuşmazlıklar için yazılabilir. Taraflar tacir veya kamu tüzel kişisiyse ve uyuşmazlık kesin yetki kapsamına girmeyen para alacağı, hakediş, gecikme tazminatı veya sözleşmesel borçlarla ilgiliyse İstanbul mahkemeleri klozu geçerli olabilir. Ancak taşınmazın aynına ilişkin taleplerde taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi gündeme gelir.
Tapu iptal ve tescil davası İstanbul’da açılabilir mi?
Taşınmaz Ankara’daysa ve dava taşınmaz üzerindeki ayni hak sahipliğinde değişiklik doğuracak nitelikteyse, HMK madde 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Sözleşmedeki İstanbul mahkemeleri klozu bu kesin yetkiyi bertaraf edemez.
Tacir olmayan arsa sahibiyle yetki sözleşmesi yapılabilir mi?
HMK madde 17, yetki sözleşmesini tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında mümkün kılar. Bu nedenle tacir olmayan arsa sahibi, tüketici veya bireysel malik ile yapılan sözleşmedeki yetki klozu geçerlilik sorunu doğurabilir.
Yetki itirazı ne zaman yapılmalı?
Kesin olmayan yetki hallerinde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. İtiraz eden taraf yetkili mahkemeyi de göstermelidir. Süresinde ve usulüne uygun yetki itirazı yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelebilir.
İnşaat sözleşmesindeki tahkim şartı tapu davalarını kapsar mı?
Tahkim şartı sözleşmede geniş yazılmış olsa bile, taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan doğan uyuşmazlıklar HMK madde 408 ve milletlerarası tahkim bakımından MTK hükümleri nedeniyle tahkime elverişli değildir. Tapu iptal-tescil ve ayni hak uyuşmazlıkları genellikle devlet mahkemesinde görülmelidir.
Aynı sözleşmede hem tahkim hem İstanbul mahkemeleri yazarsa hangisi uygulanır?
Klozun metnine bağlıdır. Tahkim şartı açık ve uygulanabilir ise mahkemeye başvurulduğunda tahkim itirazı gündeme gelebilir. Ancak kloz çelişkili, belirsiz veya uygulanamaz şekilde yazılmışsa taraflar önce yargı yolunu tartışmak zorunda kalabilir. Bu nedenle tahkim ve devlet mahkemesi rolleri ayrı ayrı yazılmalıdır.
10. İletişim ve hukuki bilgilendirme
İnşaat ve gayrimenkul sözleşmelerinde yetkili mahkeme ve tahkim hükümleri, standart metin olarak kopyalanmamalıdır. Tarafların tacir sıfatı, taşınmazın bulunduğu yer, dava türü, kesin yetki, tahkime elverişlilik ve yetki itirazı süreleri birlikte değerlendirilmelidir. İstanbul mahkemeleri veya İstanbul tahkimi bazı ticari uyuşmazlıklar için pratik olabilir; ancak taşınmazın aynına ilişkin davalarda, tapu işlemlerinde ve tacir olmayan taraflarla yapılan sözleşmelerde aynı çözüm her zaman çalışmayabilir.
Somut olayın taraf sıfatları, sözleşme metni, taşınmazın yeri, uyuşmazlık türü, tahkim şartının kapsamı, yetki klozunun geçerlilik koşulları, dava açma stratejisi ve güncel Yargıtay uygulaması çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukukî mütalaa veya avukatlık hizmeti yerine geçmez. Her somut olay, kendi belge ve koşulları ile güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Kanun No. 6100
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu, güncel konsolide metin
- Milletlerarası Tahkim Kanunu, Kanun No. 4686
- Türk Borçlar Kanunu, Kanun No. 6098
- Türk Ticaret Kanunu, Kanun No. 6102
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.11.2018 tarihli yetki sözleşmesinin usul hukuku niteliğine ilişkin karar metni
- Yargıtay kararları ışığında tahkime elverişlilik ve kamu düzeni değerlendirmesi
- Yetki sözleşmesinin tarafları ve HMK madde 17 kapsamında değerlendirilmesi
- Türk hukukunda tahkime elverişlilik ve taşınmaz uyuşmazlıkları
- Yargıtay Karar Arama
- UYAP Emsal Karar Arama