Kefalet sözleşmesindeki el yazısı alanlarını ve süreyi temsil eden belge ve takvim sahnesi

Kefil Olurken Ne İmzalıyorsunuz? Azami Tutar, El Yazısı, Eş Rızası ve 10 Yıllık Süre

Kefalet yalnız imzadan ibaret değildir. Azami tutar, tarih, el yazısı, eş rızası ve gerçek kişilerde 10 yıllık süre ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Kurucu Avukat
Yayın: 9 dk okuma

“Bir imza at, sadece formalite” denilerek verilen kefalet, asıl borçlu ödeme yapmadığında ciddi bir mali sorumluluk doğurabilir. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu, özellikle gerçek kişilerin kefaletinde bu sorumluluğun geçerli olmasını sıkı şekil şartlarına bağlar. Her imzalı kefil belgesi otomatik olarak geçerli değildir; fakat şekil şartlarından birinin eksik olduğunu düşünerek borcun kesinlikle yok sayılacağını varsaymak da güvenli değildir.

TBK m.583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalı ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmelidir. Kanun ayrıca azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet iradesi bakımından kefilin kendi el yazısını özellikle arar. Evli kişilerin kefaletinde TBK m.584'teki eş rızası kuralı ve kanuni istisnalar; gerçek kişi kefillerde ise TBK m.598'deki 10 yıllık azami süre ayrıca kontrol edilmelidir.

Bu nedenle bir kefalet belgesini değerlendirirken yalnız “imza benim mi?” sorusu yeterli değildir. Belgenin ne zaman ve nasıl düzenlendiği, hangi borca kefil olunduğu, sorumluluk üst sınırı, kefalet türü, eş rızası gerekip gerekmediği, borcun sonradan artırılıp artırılmadığı ve kefaletin üzerinden kaç yıl geçtiği birlikte incelenmelidir.

1. Kefalet neden sıkı şekil şartlarına bağlıdır?

Kefil, çoğu zaman borcun ekonomik faydasını doğrudan elde etmeyen fakat asıl borçlu ödemediğinde kendi malvarlığıyla sorumlu hale gelebilen kişidir. Kanunun şekil şartları, kefilin üstlendiği riskin kapsamını yazılı ve belirlenebilir hale getirmeyi amaçlar.

Bu nedenle TBK m.583, kefalet sözleşmesini sıradan bir “imza yeter” sözleşmesi gibi düzenlemez. Geçerlilik için en azından:

  • yazılı şekil,
  • kefilin sorumlu olacağı azami miktarın gösterilmesi,
  • kefalet tarihinin belirtilmesi

gerekir. Kanun, bu unsurların bazılarını kefilin kendi el yazısıyla belirtmesini de zorunlu tutar.

Belgeyi hazırlayan tarafın bilgisayarda tüm alanları doldurup kefile yalnız imza attırması bu nedenle ayrıca incelenmelidir. Şekil şartının hangi unsur bakımından eksik olduğu ve bunun hukuki sonucu somut belge üzerinden değerlendirilir.

2. Azami tutar ve kefalet tarihi neden kefilin el yazısıyla yazılmalı?

TBK m.583, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla belirtmesini ister. Amaç, kefilin belirsiz ve sınırsız bir borç riskine farkında olmadan girmesini önlemektir.

Örneğin bir kira sözleşmesinin sonunda yalnız “kefil” imzası bulunuyor fakat kefilin sorumlu olacağı azami tutar belirsiz bırakılmışsa, şekil şartı yönünden ciddi bir geçerlilik sorunu doğabilir. Aynı şekilde boş bırakılan alanların sonradan doldurulması da belgenin düzenlenme biçimi ve ispat açısından önem taşır.

Azami miktar, kefilin her durumda bu tutarın tamamını ödeyeceği anlamına gelmez. Bu tutar sorumluluğun üst sınırını belirler; asıl borcun doğup doğmadığı, kapsamı ve kefilin hangi kalemlerden sorumlu olduğu ayrıca incelenir.

Belgede “tüm borçlardan sınırsız sorumludur” gibi bir ifade bulunması da kanunun azami miktar şartını ortadan kaldırmaz. Kefaletin kapsamı, emredici şekil ve sorumluluk hükümleriyle birlikte okunmalıdır.

3. Müteselsil kefalet yazıyorsa ne değişir?

Adi kefalet ile müteselsil kefalet aynı takip düzenine sahip değildir. Müteselsil kefalet, alacaklının kanundaki şartlar çerçevesinde kefile daha doğrudan başvurabilmesine yol açabilir. Bu nedenle TBK, kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya buna eşdeğer bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesini de özel şekil şartına bağlar.

Belgede matbu şekilde “müşterek borçlu ve müteselsil kefil” yazması, kefilin el yazısıyla aranan şartın bulunup bulunmadığı sorusunu ortadan kaldırmaz. Öte yandan belgenin başlığından çok hukuki içeriği önemlidir; tarafın gerçekte kefil mi, garanti veren mi veya birlikte borçlu mu olduğu sözleşmenin tamamına göre değerlendirilmelidir.

Bu ayrım özellikle banka, kira ve ticari sözleşmelerde önem kazanır. Bir kişiye “kefil” denilmesine rağmen üstlendiği yükümlülüğün başka bir teminat türü olması ihtimali, uygulanacak hükümleri değiştirebilir.

4. Evli kefil için eş rızası ne zaman gerekir?

TBK m.584'ün genel kuralına göre eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, diğer eşin yazılı rızası olmadan kefil olamaz. Rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulma anında verilmesi gerekir.

Bu rızanın sonradan “zaten eşim biliyordu” denilerek tamamlanması her durumda yeterli değildir. Yazılı ve zamanında rıza aranmasının nedeni, kefalet yükümlülüğünün aile malvarlığı üzerindeki etkisini de koruma altına almaktır.

Ancak “evli olan herkes her kefalet için eşinden izin almak zorundadır” demek de doğru değildir. TBK m.584'te ticari işletme veya şirket faaliyetiyle bağlantılı bazı kefaletler ve kanunda tek tek sayılan başka durumlar için istisnalar bulunmaktadır. Bu istisnaların kapsamı, kefilin sıfatı ve kefaletin hangi faaliyet için verildiği üzerinden güncel madde metnine göre kontrol edilmelidir.

Örneğin bir şirket yöneticisinin şirket faaliyetiyle doğrudan bağlantılı bir kefaleti ile kişinin arkadaşının kişisel borcu için verdiği kefalet aynı eş rızası değerlendirmesine tabi olmayabilir. Yalnız “şirket borcu” veya “ticari işlem” etiketine bakarak istisna varmış gibi davranmak da yeterli değildir.

5. Eş rızası sonradan artırılan borçta yeniden gündeme gelir mi?

Kefalet kurulduktan sonra borç ilişkisinde değişiklik yapılabilir. Fakat kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler bakımından kanunun şekil ve rıza koruması önemini korur.

TBK m.583, kefilin sorumluluğunu artıran sonradan değişikliklerin de kefalet için öngörülen şekle uygun yapılmasını gerektirir. TBK m.584 ise kefilin sorumluluğunun artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine yol açan sonraki değişiklikler bakımından eş rızası yönünden ayrıca değerlendirme gerektirebilir.

Bu nedenle asıl borçlunun kredi limitinin artırılması, kira sözleşmesinin kapsamının genişlemesi veya başka bir borcun mevcut kefalet kapsamına eklenmesi, “kefil zaten bir kez imza attı” denilerek otomatik biçimde kefilin sorumluluğuna dahil edilemez.

6. Gerçek kişi kefaleti 10 yıl sonra ne olur?

TBK m.598, gerçek kişiler tarafından verilmiş kefaletlerde önemli bir süre sınırı getirir. Kanuna göre gerçek kişi kefaletleri, ilgili kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer.

Bu kural, “borç 10 yıl içinde tamamen ödenmezse kefil sonsuza kadar sorumlu kalır” yaklaşımını sınırlar. Sürenin başlangıcı kefalet sözleşmesinin kurulma tarihidir; bu nedenle belgedeki kefalet tarihi yalnız şekil şartı açısından değil, sona erme hesabı açısından da önemlidir.

Kanun uzatmaya imkân tanır; ancak uzatma serbest ve süresiz değildir. Kefalet, en erken sona ermeden bir yıl önce kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, en fazla yeni bir 10 yıllık dönem için uzatılabilir.

Örneğin 1 Ekim 2020'de kurulmuş gerçek kişi kefaleti bakımından 10 yıllık dönem 1 Ekim 2030 çevresinde sona erer. Taraflar 2026'da “şimdiden bir 10 yıl daha uzattık” şeklinde basit bir ek protokol imzalarsa bunun m.598'deki zaman ve şekil şartlarını karşılayıp karşılamadığı ayrıca incelenir. Kanun, uzatmayı sona ermeye yakın döneme bağlamıştır.

7. Kira sözleşmesindeki kefalet de 10 yıllık kurala tabi mi?

Kira sözleşmesine eklenen gerçek kişi kefaleti de kural olarak TBK'nın kefalet hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. “Kiracı çıkana kadar kefildir” gibi açık uçlu ifadeler, gerçek kişi kefaleti bakımından m.598'deki azami süreyi ortadan kaldırmaz.

Ancak kira kefaletinde önce geçerlilik şartlarının gerçekten yerine getirilip getirilmediğine bakılır: azami miktar, tarih, el yazısı ve gerekiyorsa eş rızası. Ardından hangi kira dönemi ve hangi borç kalemlerinin güvence altına alındığı yorumlanır.

Bu nedenle öğrenci evi kiralarken ebeveynin kefil olduğu bir sözleşmede “kira sürdüğü sürece her türlü borçtan sınırsız kefildir” şeklindeki genel bir cümle tek başına yeterli analiz değildir. Belgenin kanuni şekli ve sorumluluk sınırı ayrıca kontrol edilmelidir.

8. Asıl borç sonradan artırılırsa kefilin borcu da otomatik artar mı?

Hayır, her değişiklik kefilin sorumluluğunu otomatik artırmaz. Kefil belirli bir azami tutar ve belirli bir borç ilişkisi için teminat vermiş olabilir. Sonradan asıl borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve kefilin riskini ağırlaştıran değişiklikler, kefaletin kapsamını kendiliğinden sınırsız biçimde genişletmez.

Değişikliğin:

  • hangi borca ilişkin olduğu,
  • kefaletin ilk kapsamına girip girmediği,
  • azami miktarı aşıp aşmadığı,
  • kefilin sorumluluğunu artırıp artırmadığı,
  • gerekli şekil ve eş rızası şartlarına uyulup uyulmadığı

ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bu yüzden kredi limiti, kira bedeli veya sözleşme süresi değiştiğinde yalnız asıl borçlu ile yapılan yeni anlaşmaya bakmak yerine kefalet belgesinin kendisi de yeniden okunmalıdır.

9. Kefil borcu öderse asıl borçluya dönebilir mi?

Kefaletin amacı, asıl borçlunun borcunu ortadan kaldırmak değil alacaklıya ek bir teminat sağlamaktır. Kefil alacaklıya ödeme yaptığında, TBK m.596 çerçevesinde ödediği ölçüde alacaklının haklarına halef olur ve asıl borçluya karşı rücu imkânı gündeme gelir.

Kefilin ödeme yapması bu nedenle ekonomik yükün nihai olarak her zaman kefilde kalacağı anlamına gelmez. Fakat rücu talebinin kapsamı, yapılan ödemenin hukuka uygunluğu, asıl borcun durumu ve varsa kefilin borçluya karşı sahip olduğu savunmalar somut olaya göre değerlendirilir.

Ödeme yapan kefilin dekont, icra dosyası, hesap ekstresi ve alacaklının borcu kapattığına ilişkin kayıtları saklaması bu aşamada önem taşır.

10. Kefalet belgesini imzalamadan önce ne kontrol edilmeli?

Belgeyi yalnız son sayfadaki imza alanından değerlendirmek risklidir. Özellikle şu soruların cevabı açık olmalıdır:

  1. Hangi asıl borca kefil olunuyor?
  2. Kefilin sorumlu olacağı azami miktar ne?
  3. Bu azami miktar kefilin kendi el yazısıyla yazılmış mı?
  4. Kefalet tarihi kefilin el yazısıyla yazılmış mı?
  5. Müteselsil kefalet varsa bu irade kanunun aradığı şekilde belirtilmiş mi?
  6. Eş rızası gerekiyorsa yazılı ve zamanında alınmış mı?
  7. Eş rızası istisnasına dayanılıyorsa somut olay gerçekten kanundaki istisnalardan birine giriyor mu?
  8. Gerçek kişi kefaletinde 10 yıllık süre hangi tarihte doluyor?
  9. Sonradan yapılmış borç artışı veya sözleşme değişikliği var mı?

Bu kontrol, kefilin sorumlu olup olmadığını tek başına çözmeyebilir; ancak belgenin hukuki riskini çok daha görünür hale getirir.

11. Pratik kontrol listesi

Öz Denetim Listesi
  • Kefaletin hangi asıl borcu güvence altına aldığını açıkça belirleyin.
  • Kefalet sözleşmesinin yazılı olup olmadığını kontrol edin.
  • Azami sorumluluk tutarının kefilin kendi el yazısıyla yazıldığını doğrulayın.
  • Kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazıldığını kontrol edin.
  • Müteselsil kefalet varsa bu sıfatın kanunun aradığı şekilde el yazısıyla belirtilip belirtilmediğine bakın.
  • Kefil evliyse eş rızasının gerekip gerekmediğini ve varsa yazılı ve zamanında verilmiş rızayı kontrol edin.
  • Eş rızası istisnasına dayanılıyorsa güncel TBK m.584'teki somut istisna şartını doğrulayın.
  • Gerçek kişi kefaletinde 10 yıllık azami sürenin başlangıç ve bitiş tarihlerini hesaplayın.
  • Sonradan borç veya limit artırılmışsa kefilin buna uygun biçimde yeniden irade açıklayıp açıklamadığını inceleyin.
  • Kefil ödeme yaptıysa rücu için dekont, icra ve borç kapama kayıtlarını saklayın.

12. Sıkça Sorulan Sorular

Kefalet belgesinde sadece imza olması yeterli mi?

Hayır. TBK m.583 yazılı şeklin yanında azami miktar ve kefalet tarihi gibi unsurları ve bunların belirli kısmının kefilin el yazısıyla yazılmasını arar. Müteselsil kefalet bakımından da ayrıca el yazısı şartı vardır.

Evli olan herkes kefalet için eş rızası almak zorunda mı?

Genel kural eşin yazılı rızasıdır; ancak TBK m.584 kanunda sayılan bazı ticari ve mesleki durumlar için istisnalar içerir. Kefilin sıfatı ve kefaletin hangi faaliyetle ilgili olduğu incelenmeden mutlak sonuç verilmemelidir.

Gerçek kişi kefaleti 10 yıl sonunda kendiliğinden biter mi?

TBK m.598'e göre gerçek kişi kefaleti, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer. Kanundaki zaman ve şekil şartlarına uygun olarak en fazla yeni bir 10 yıllık dönem için uzatma mümkündür.

Asıl borç artırılırsa kefilin sorumluluğu da otomatik artar mı?

Her durumda hayır. Kefilin ilk sorumluluk kapsamı, azami tutar ve sonradan yapılan değişikliğin şekil şartlarına uygunluğu değerlendirilmelidir. Kefilin riskini artıran değişiklikler için kanunun koruyucu kuralları devam eder.

Kefil borcu öderse asıl borçluya başvurabilir mi?

Kural olarak evet. Kefil yaptığı ödeme ölçüsünde alacaklının haklarına halef olabilir ve asıl borçluya rücu imkânı gündeme gelir. Somut rücu kapsamı ödeme ve borç ilişkisine göre değerlendirilir.

13. Hukuki bilgilendirme

Kaynaklar

Hukuki sorunlarınız için profesyonel destek alın

İnşaat sözleşmesi, kentsel dönüşüm veya diğer hukuki konulardaki görüşme talebinizi iletebilirsiniz.